SPOR SİTESİ
iddaalifutbol.tr.gg spor sitesidir  
  Ana Sayfa
  gelisim icin
  anket
  ZEKA TESTİ
  iddaa kuponlarim
  CANLİ MAC SONUCLARİ
  UC buyuk takimin siteleri
  euro 2008 teknik direktorleri
  Dünyanın En iyi Futbolculari
  Futbol karikatörleri
euro 2008 teknik direktorleri


FATİH TERİM

 

Fatih Terim isminin çevresinde dönmeye başladığımızda futbolla uzaktan yakından alakalı herkesin aklında kalan 'muhteşem jübilenin' unutulur gibi olmadığını fark etmeniz uzun sürmüyor. 18 yıllık futbol yaşamının 11 koca yılını verdiği Galatasaray'dan, yeşil sahalardan, tezahüratların çarpıştığı statlardan ayrılması da büyük bir sükse yaratıyor Türkiye'de. Havasından geçilmez bir futbol şovunun en şatafatlı vedası... Sarı-kırmızı konfetiler uçuşurken sahada Galatasaray-Trabzonspor maçı oynanır. Sadece sahayı değil kırmızı karanfilleri de birbirine katar helikopterin sesi ve nefesi... Santra noktasına inen helikopter de kaptan Fatih gözükür, alkış kıyamet. Aslında o zamanlar bile Türkiye'nin gelecekte nasıl bir Fatih Terim portresiyle karşı karşıya kalacağı hakkında ufak ipuçları veriyordu.









LUIS FELIPE SCOLARI

Bir futbol dehası! Brezilyalı teknik adam ülkesinde 'Büyük Felipe' lakabıyla ünlendi. Brezilya'da Criciuma, Gremio, Palmerias ve Cruzeiro takımlarıyla başarıdan başarıya koşan ve tabiri caizse kaldırmadık kupa bırakmayan Luis Felipe Scolari, 2001 yılında Brezilya Milli Takımı'nın teknik patronu oldu. Sancılı bir sürecin ardından 2002'de Brezilya Milli Takımı'nı Dünya Şampiyonu yapan Scolari, 2004 yılında da Portekiz'i Avrupa Futbol Şampiyonası'nda da final oynatma başarısı gösterdi. Luis Felipe Scolari için İngiltere Milli Takımı'nın ise ayrı bir önemi var. İngiltere Milli Takımı'nı 2002 yılında Brezilya ile Dünya Kupası'ndan, 2004 yılında da Portekiz ile Avrupa Şampiyonası'ndan eleyen Luis Felipe Scolari 2010 Dünya Kupası'nda da yeniden İngiltere'ye rakip oldu.

2004 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda sonra İngiltere Futbol Federasyonu'nun Milli Takımlar Teknik Direktörlüğü teklifini nazik bir şekilde reddeden Scolari, Portekiz ile yola devam etme kararını sürdürdü. En büyük hedefinin Portekiz ile Avrupa Futbol Şampiyonu sevincini yaşamak olduğunun altınını çizen Scolari, İsviçre'de yaşayan 200 bin Portekizliden de destek istedi. "2004'deki mükemmel Milli Takım ortamını burada da yakalamak söz konusu olabilecek mi" sorusuna Scolari, "Sanırım evet. Burada çok fazla hayranımız var. Bu şekilde 2004'deki Almanya'daki Dünya Şampiyonası'ndaki ortamı tekrardan yakalayacağımıza inanıyorum. Portekiz kalitesini bir çok göçmene göstereceğiz" cevabını verdi. Portekiz Milli Takımı'nın turnuva öncesinde en büyük kozu Cristiano Ronaldo olarak gösterilse de olası bir başarıda gizli kahraman Luis Felipe Scolari olacak.









KOBİ KUHN

2001'de İsviçre Milli Takımı'nın başına getirilen Kobi Kuhn 1989'dan beri Milli Takım'ın başına gelen ilk İsviçreli teknik adam oldu. Yıllarca yabancı teknik adamların kontrolünde olan İsviçre'de Kuhn'un göreve gelmesi özellikle taraftarı heyecanlandırdı. Kuhn'un İsviçre'yi 2004 Avrupa Şampiyonası ve 2006 Dünya Kupası'na taşıması en önemli başarıları arasında yer alıyor.

Kuhn, 2004 Avrupa Şampiyonası'nda takımını gruptan çıkartamasa bile İsviçre'yi Portekiz'e taşımış olması taraftar ve İsviçre Futbol Federasyonu için yeterli oldu. İsviçre A Milli Takımı'nın başına getirilmeden önce 12 yıl boyunca İsviçre U17 ve U21 takımlarının teknik direktörlüğünü yapan Kuhn, genç futbolculara verdiği önem ile ün yaptı. 










JOSEF HICKERSBERGER

Avusturya Milli Takımı'nın başına ikinci kez gelen Josef Hickersberger bu yönüyle Milli Takımımız'ın teknik direktörü Fatih Terim'le benzerlik gösteriyor. Avusturya'nın en büyük kulüplerinden biri olan Austria Wien'de top koşturarak futbol hayatına başlayan Hickersberger'den ülke halkı önemli işler bekliyor.

Kickers Offenbach, Fortuna Duesseldorf, Rapid Vienna'de de futbol oynayan Hickersberger sürekli ülke futbolunun içinde olmuş bir isim. 1978 yılında Arjantin'de düzenlenen Dünya Kupası'nda Avusturya Milli Takımı'nın formasını giyen Hickersberger, jübilesini yaptığından beri bir çok değişik takımı çalıştırdı. 1990 yılında İtalya'da düzenlenen unutulmaz Dünya Kupası'nda Avusturya Milli Takımı'nın teknik direktörlüğünü yapan deneyimli teknik adam, bu turnuvanın ardından milli takımdaki görevini bıraktı.
Hickersberger'in, ülkesinin milli takımının başına tekrar gelişi ise tam 16 yıl sonra 2006 yılında gerçekleşti. Bu 16 yıllık zaman diliminde Josef Hickersberger futboldan tabii ki uzak kalmadı. Futbolculuk hayatında da formasını giydiği Fortuna Duisseldorf'u iki yıl, Austria Wien'i de bir yıl çalıştıktan sonra Hickersberger yeni ufuklara Arap yarımadasına yelken açar. Bu fantastik yarımadada bir çok takımı ve ardından da Bahreyn milli takımını çalıştırır. 2002 yılında ise artık ülkesine dönme zamanı gelmiştir.
Deneyimli hoca, Rapid Wien'de belki de teknik adamlık kariyerinin en güzel günlerini geçirdi. Hickersberger, 2004-2005 yılında Avusturya ligi şampiyonluğunu tattı. Ocak 2006'dan beri tüm gücünü Avusturya Milli Takımı'nı daha iyi yerlere getirmek için harcayan Hickersberger, EURO 2008'de başarılı olabilecek mi? Bunun cevabını hep birlikte çok yakın bir zananda göreceğiz.











JOACHIM LÖW

Euro 2008'deki birçok takımın başındaki teknik adamlar gibi parlak bir kariyeri olmasa da Almanlar, genç teknik adamları Joachim Löw'e güveniyor. Onda farklı bir elektrik bulan ve kendinden emin duruşundan etkilenen futbolcuları da Löw'ün yüzünü kara çıkartmamak istercesine arzulu oynuyorlar.

Bir dönem üç büyük takımımızdan biri olan Fenerbahçe'yi de çalıştıran iki yıl aradan sonra da şu an TFF 2. Lig'de mücadele eden Adanaspor'un başına geçen Alman Hoca, hayatının en önemli fırsatını ise 2004 yılında Alman Milli Takımı'na yardımcı teknik direkter olarak göreve gelmekle yakalamış oldu. Almanların efsanevi futbolcusu Jürgen Klinsmann'ın yardımcılığını yapan Löw, Almanya'da düzenlenen 2006 Dünya Kupası'nda Panzerler'in üçüncü olmasında da büyük pay sahibiydi. Yoğun eleştirilerden bunalan Klinsmann görevi bıraktığında ise Alman Futbol Federasyonu kariyerli bir teknik adam aramak yerine görevi Löw'e teslim etti. 48 yaşındaki Löw'ün Almanların büyük beklentilerini karşılayıp karşılayamayacağını cevabını Haziran ayında öğreneceğiz.









SLAVEN BILIC

Henüz 40 yaşında olan Slaven Bilic'in omuzlarında çok ağır bir yük bulunuyor. Hajduk Split'te başlayan futbol kariyeri daha sonra her başarılı Hırvat futbolcu gibi yurtdışında devam eden Bilic, önce Almanya'da Karlsruhe ardından da Ada'da Westham United ve Everton için top koşturdu. Hırvat futbolunun en önemli savunma oyuncusu olarak kabul edilen Bilic, farklı duruşu ve yaşam tarzı ile de dikkat çekiyor. Bir rock grubunda gitar çalan ve sol kulağındaki küpesiyle meslektaşlarından ayrılan Bilic, bu isyankar ruhunu takımına da tam olarak benimsetmiş. Hırvat futbolunun en önemli başarısı olan Fransa 98'deki dünya üçüncülüğünde futbolcu olarak pay sahibi olan Bilic, bu kez teknik adam olarak ülkesini sevince boğmak istiyor. Bilic'in en güvendiği isimler ise Rakitic, Petric olacak.

Hırvatistan yedek kulubesine baktığınız zaman Bilic'i tanımakta zorlanabilirsiniz, çünkü hala formda ve sahaya çıksa 90 dakikayı rahatlıkla çıkartacak bir görüntü veriyor. 










LEO BEENHAKKER

Hollanda'nın yetiştirdiği en önemli futbol adamlarından olan Leo Beenhakker, 66 yıllık tüm birikimini küçük bir Avrupa ülkesi olan Polonya'nın başarılı olabilmesi için harcıyor. Dünya futbolunun en önemli kulüplerinin başında bulunan ve futbol otoriteleri tarafından büyük saygı gören deneyimli teknik adam, Polonya ile yeniden adını manşetlere taşımak istiyor. Hollanda'nın iki devi Ajax ve Feyenoord'un dışında Real Madrid, Real Zaragoza gibi prestijli kulüpleri de çalıştıran Beenhakker, aslında Türk futbolseverlerin de çok uzak olduğu bir isim değil. 1995-96 sezonunda Cem Uzan'ın büyük yatırımlar yaparak oluşturduğu İstanbulspor'un başına gelen Beenhakker, beraberinde Ajax'tan John van den Brom ve Peter van Vossen'i getirerek uzun süre basınımıza malzeme yaratmıştı. Daha sonra başta birçok Hollanda kulübü olmak üzere teknik adamlık kariyerini sürdüren Beenhakker, Almanya'da düzenlenen Dünya Kupası'nda, çoğu kişinin adını söylemekte zorlandığı Karaiblerdeki ada ülkesi Trinidad ve Tobago'ya oynattığı futbol ile kendisinden yine söz ettirmeyi başardı.

Flemenkçe, Almanca, İngilizce ve İtalyanca gibi birçok dili konuşabildiği bilinen lakabı "Don Leo" olan Beenhakker'in, Polonyalılar için yeri çok başka. Polonya Milli Takımı'nın tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası vizesi almasını sağlayan deneyimli teknik adama, bu yıl içinde Polonya Cumhurbaşkanı tarafından da şeref rütbesi verildi. Sözleşmesi 2010 Dünya Kupası sonuna kadara uzatılan yaşlı kurtun neler yapacağını ise yalnızca Polonyalılar merak
etmiyor...










MARCO VAN BASTEN

2004 yılında Dick Advocaat'tan görevi devralan Marco Van Basten, o güne kadar sadece Ajax altyapısını çalıştırmıştı. Göreve geldikten sonra Hollanda milli takımı başında çıktığı 15 maçta yenilgi yüzü görmeyen genç hoca, 2005 yılının Kasım ayında İtalya ile oynanan hazırlık maçında sahadan 3-1 yenik ayrılıp ilk yenilgisini alsa da, yeteneği olduğunu herkese kanıtlamış oldu.

2006 Dünya Kupası'nda Portekiz'e 1-0 elenerek kupaya veda eden Van Basten'li Hollanda, Euro 2008 grup elemeleri'nde Romanya'nın ardından ikinci olarak buraya geldi. Genç oyuncuları takıma kazandırmakta usta olan Van Basten, genç oyunculardan dinamik bir takım oluşturdu.
Özellikle hücum hattında kadrosunda birçok genç yıldız bulunan Hollanda, bunu hiç şüphesiz genç teknik adam Marco Van Basten'e borçlu.







Raymond Domenech


Fransa teknik direktörü Raymond Domenech, futbolculuğunda olduğu gibi teknik direktörlük hayatında da hayli efektif biri. Futbolun yanı sıra astroloji ve tiyatroya yoğun ilgi duyan Domenech, futbolculuk kariyerinde Lyon, Bordeaux ve Strasbourg takımlarının formasını giydi. 8 kez Fransa milli takım formasını taşıyan Raymond Domenech'in en büyük özelliği psikolojik olarak takımını maça çok iyi hazırlaması.
Teknik direktörlük kariyerine Mulhouse takımında başlayan Domenech, Fransa 21 Yaş Altı Milli Takımı teknik direktörü olmadan önce 1988-1989 sezonunda Lyon ile Ligue 2 şampiyonluğu yaşadı. En büyük başarısı ise 2002 yılında düzenlenen Avrupa 21 Yaş Altı Şampiyonası'nda Fransa ile elde ettiği 2.'lik oldu. Bu da Fransız hocanın, 2004 yılında Fransa Milli Takımı'nın başına geçmesini sağladı.
ZAMAN DEGERLİDİR  
   
Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol